Skip to content

İçimizdeki İyi Nesne Ve Kötü Nesne

Psikanalitik kuramda sıkça kullanılan “nesne” kavramı, günlük dildeki anlamından farklıdır. Nesne, dış dünyadaki kişilerin kendisi değil; bu kişilerle kurulan ilişkinin zihinsel temsillerini ifade eder. Başka bir deyişle, insan zihni yalnızca insanları değil, onlarla yaşanan duygusal deneyimleri de içselleştirir.
Melanie Klein, nesne ilişkileri kuramında ruhsal gelişimin erken dönemlerinde bu temsillerin belirgin biçimde ikiye ayrıldığını ileri sürer: iyi nesne ve kötü nesne.
İyi Nesne ve Kötü Nesne Nasıl Oluşur?
Bebek, yaşamın ilk dönemlerinde bakım verenle kurduğu ilişkide farklı duygusal deneyimler yaşar. Doyum sağlayan, yatıştırıcı ve güven verici anlar “iyi” olarak; yoksunluk, gecikme ve hayal kırıklığı yaratan anlar ise “kötü” olarak deneyimlenir. Ancak bu dönemde zihinsel kapasite, bu karşıt deneyimleri tek bir bütün içinde tutacak kadar gelişmiş değildir.
Bu nedenle zihin, deneyimleri ayırarak işler. İyi deneyimler iyi nesne olarak; kötü deneyimler ise kötü nesne olarak temsil edilir. Klein’a göre bu bölme, yoğun kaygıyı düzenlemek için gerekli ve koruyucu bir mekanizmadır.
Bu ayrım çocuklukta koruyucu bir işleve sahiptir; ancak zamanla esneyip bütünleşmediğinde, yetişkinlikte belirgin ilişki örüntülerine dönüşebilir.
İyi ve kötü nesne temsilleri, yetişkinlikte özellikle yakın ilişkilerde aktif hale gelir. Kişi, karşısındakiyle yaşadığı anlık bir hayal kırıklığını, tüm ilişkiye yayabilir. Bir anda sevilen, değer verilen biri; soğuk, ilgisiz ya da tehdit edici olarak algılanabilir. Bu durum çoğu zaman karşı tarafın gerçek davranışından çok, kişinin kendi içsel temsilleriyle ilişkilidir. Zihin, bugünkü ilişkiyi değerlendirirken geçmişte öğrendiği ilişki dilini kullanır.
İyi nesne – kötü nesne ayrımı aktif olduğunda, kişiler ve ilişkiler gri alanlarda tutulmakta zorlanılır. Ya çok yakın ya çok uzak, ya çok değerli ya tamamen anlamsız hissedilebilir. Bu keskinlik, duygusal dalgalanmaları da beraberinde getirir.
Bu noktada yaşanan şey, “abartı” ya da “duygusal zayıflık” değildir. Zihnin, ilişkiyi düzenleme biçimidir.
Neden Bugün Hala Etkili?
Çünkü içsel nesne temsilleri, bilinçli düşünceden çok daha erken çalışır. Kişi mantıksal olarak durumu anlıyor olsa bile, duygusal tepki daha önce öğrenilmiş bir yol izler. Bu yüzden bazı ilişkiler tanıdık gelir, bazı duygular “orantısız” hissedilir.
Zihin, bugünü yaşarken geçmişteki ilişki kalıplarını yeniden sahneye koyar.
Bütünleşme Ne Anlama Gelir?
Ruhsal gelişim, iyi ve kötü deneyimlerin aynı ilişkide bir arada var olabileceğini tolere edebilme kapasitesiyle ilgilidir. Bu kapasite arttıkça ilişkiler daha gerçekçi, duygular daha düzenlenebilir hale gelir. Bütünleşme, yalnızca iyiyi görmek değil; hayal kırıklığını da ilişkiyi yok etmeden taşıyabilmektir.